Okudum, Dersimi Aldım
"Baksana Sultanım, İstanbul'un surlarında Hz. Muhammed (s.a.v.) dolaşıyor"
Bugün 29 Mayıs. İstanbul'un fetih günü. Fatihler Fatihi Fatih Sultan Mehmed'in çağ açıp çağ kapadığı o muhteşem gün. İstanbul'u nasıl fethettik bunu anlatmıyacam. Fakat belki de ilk kez duyacağınız (esasen benim de yenilerde öğrendiğim) bir kesitten bahsedicem. Kesiti Hocaefendi'nin ağzından aktarıyorum. Savaş bitmişti. Fatih Sultan Mehmet de surlara tırmanmıştı. O, kazanılan zaferi adeta unutmuş; (Ulubatlı) Hasanını arıyordu. Sancağın olduğu yere koşuyor.. her yanı yara bere içinde kalan bu yiğidini o halde görünce dizleri üzerine yığılıveriyor.. onu omuzlarından kavrayıp alnına bir bûse kondururken ancak bir dostun söyleyebileceği sözü hıçkırıklar eşliğinde söylüyordu:“Hasanım İstanbul sana değer miydi?”
Bunun üzerine Hasan, dostu ve Sultanının hüznünü azaltmak için şunu anlatıyordu:
“Sultanım, Sen bana emir verince sancağı alıp koştum. Ben ilerlemeye çalışırken üzerime ok, mızrak ve kızgın yağ yağıyordu. Pek çok yerimden yara almıştım. Surlara yaklaşmıştım ama tâkatim de kesilmişti. Hele bir aralık ayağımın altından bir taş da kayınca düşüverecek gibi oldum. Uçuruma yuvarlanacağım o sırada “Efendim” diye Hz. Muhammed aleyhisselama sığındım. Birden bana doğru iki el uzandı. Beni düşmekten koruyan o iki el, Rasûlullah’ın elleriydi.” diyordu.. diyor ve son bir gayretle doğrulup az ileriyi gösteriyor:
“Baksana Sultanım, İstanbul’un surlarında Hz. Muhammed dolaşıyor. Onun dolaştığı surlar için değil bir Hasan, binlerce Hasan feda olsun.” sözleriyle ötelere kanatlanıyordu.
Sağ el kuralı yada mucizesi
Örneğin bir çok ülkede trafik sağdan işliyor, insanlar genellikle sağ elini kullanıyor, yemek yerken sağ el tavsiye ediliyor, sağduyu tabirini "akl-ı selim" yerine kullanıyoruz.
Müslümanlar Kabe'yi sağdan sola tavaf ediyor, Mevleviler semada
sağdan sola dönüyor, minarelerin merdivenleri sağdan sola doğru inşa ediliyor. Fransızcada "droit" hem sağ, hem de hukuk manasına geliyor, ingilizcede "right" hem sağ, hem de doğru ve haklı manalarında kullanılıyor, arapçada sağ taraf manasına gelen "yemin", uğur ve bereket manalarındaki "yümün" ile aynı kökten geliyor.
Sağ el kuralı fizikte elektromanyetizma ve "açısal momentum"
konularında anlamayı kolaylaştırmak için kullanılıyor. (Elektirik akımı geçen bir telin etrafında daire şeklinde meydana gelen manyetik sahanın yönü sağ el kuralına uyar)
"helezonik" bir hareketle döndürülüyor. Dünya bu iki dönüşünde de sağ el kuralına uygun hareket ediyor. Hatta Dünya'nın uydusu Ay bile bu kurala uygun hareket ediyor.Velhasıl ABD Milli Bilim Vakfı Fizik Bölümü Yöneticisi Rolf Sinclair'inde dediği gibi "Spirallerin kainatta böylesine yoğun bir miktarda bulunması bende kainattaki her şeyi, bir fizikçi veya bir matematikçi yönetiyormuş intibaı uyandırıyor"
Yazı biraz daha uzundu. Örneğin canlılardaki sarmal yapıdan (mesela salyangozlar) ve sağ el kuralından da bahsediliyordu. Ancak daha fazla bahsedip sizi sıkmayı da istemem.
Sözün özü kainattaki her şeyi matematiği ve fiziği de yaratan Allah yönetiyor.
Sizin de biraz düşünüp bulabileceğiniz sağ el kuralına uyan bir çok şey vardır belkide. Aklınıza gelirde paylaşırsanız sevinirim.
Türkçesi bir tık ötede
Blog yazma üzerine
- Özgün olun: Birbirine benzer milyonlarca blog içerisinden sıyrılarak belirli bir okur kitlesine sahip olmak istiyorsanız özgün olmanız şart. Özgün olma şartı sadece içerik için değil aynı zamanda tasarımınız için de geçerli. Sıradan kalabalık içerisinden ancak bu şekilde sıyrılabilirsiniz. #
- Blog yazarlığında dostluğa önem verin: Blog yazarlarını karşınıza alacağınıza yanınıza alarak onların güvenini ve dostluğunu kazanın. Bunu yapmak içinde doğruluk ve dürüstlük ilkesinden taviz vermeden yapın. Unutmayın ki birlikten kuvvet doğar. #
- Madde madde yazın: Madde madde yazmaya özen gösterin. Maddelere bölünmüş listeler okuyucular tarafından bir çırpıda okunan ve kolay hazmedilen yazılardır. Böyle bir zaafımız var, maddeleri okumayı seviyoruz. #
- Başlığınızı iyi seçin: Çogu insan onlarca yazı içerisinden sadece başlıklara bakarak kendilerini ilgilendiren yazıları okumaktadır bu nedenle yazınızı en iyi anlatan başlıgı seçin. Aceleci olmaya gerek yok : ) #
- Kişisel etiket oluşturun: Kendi blogunuzda kendinize özel bir etiket oluşturun ve onu sık sık kullanın. (örnek: Günün özeti) #
Bu listeyi çoğaltmak mümkün. Ancak fazla uzatıp sizi sıkmayı da istemem (not: etkili blog yazarlığı için çok fazla uzun yazılar yazmayın :)
Bunun yanında son olarak şu noktalara da dikkat etmenizi isterim;
- Blogunuza özgü sade bir şablon oluşturun. (Bir aralar benim eski blogumda yaptığım gibi kafanız estiğince şablon değiştirip durmayın)
- Türkçeyi düzgün kullanmaya özen gösterin.(Elinizden geldiğince ki ben de elimden geldiğince düzgün kullanmaya özen gösteriyorum.)
- Meraklı ve sabırlı olun (Bu ikisi bir arada nasıl olacak derseniz merak edin, çok şey öğrenin ama öğrendiklerinizi hemen blogunuza yazmaya çalışmayın. Biraz bilgi birikiminiz olsun. Daha güzel yazılar oluşacaktır.)
- Takip ettiğiniz blogların listesini oluşturun ve sık sık takip edin.
- Okuduğunuz bloglara mümkünse kullanıcı adınızla giriş yaparak yorum bırakın.
- Beğendiğiniz bloglarla link değişimi yapmak için blog yazarına ricada bulunun.
Sizin de kendinize has fikirleriniz olabilir. Fikirlerinizi paylaşırsanız en başta kendime daha sonra da bu yazıyı okuyan arkadaşlara bir nebze olsun yararınız dokunabilir. Şimdiden teşekürler...
Rusya 1. Mor ve Ötesi 7. oldu
- Acaba Yunanistan'a en fazla oy atan ülke hangisi?
- Ve biz en fazla oyu hangi ülkeden alabildik?
Çok sevdiğim bir hikaye: Sır saklamak
İller arası atama tercihlerim onaylanmış (:
Şöyle anlatayım;
Cemaati hayrette bırakan görüntü
Vazifeyi Tam Yapmak
Bir bodrumda gizli saklı Kur'an öğretirken talebeleriyle suç üstü(!) yakalanır. Kendisini alıp götürenler yolu kesen dereyi görünce,
"Haydi bizi sırtına bindirip buradan geçir!" derler Hacı Sefer Efendiye.
Etraftan gelip yürek burkan hadiseyi seyredenler derler ki: "Siz bu zatın sırtına biniyorsunuz ama şehirde çok sevilen ve duası makbul biridir. Bedduasını alırsanız iflah olmazsınız!" Bu uyarı üzerine uyanırlar, bedduasından, şehir ahalisinin tepkisinden korkarak tavır değiştirirler.
"Efendim" derler,
"Yaptıklarımızdan dolayı özür dileriz. Herhalde biraz ileri gittik."
Bu özür üzerine perişan haldeki Hacı Sefer Efendi şu ibret dolu cevabı verir:
"Evladım, özür bana aittir. Çünkü ben ve benim gibiler bugüne kadar vazifemizi tam yapsaydık, Allah sizin gibi eşekleri sırtımıza bindirmezdi"

