Dünyanın En Entelektüeli kim?

Dünyanın 100 entelektüelini belirlemek amacıyla, Amerikan Foreign Policy dergisi tarafından yapılan anket sonuçlandı. Ankete Türkiye'den M.Fethulah Gülen ve Orhan Pamuk alınmıştı. 500 binden fazla kişinin oy kullandığı anketin sonuçlarına göre M.Fethullah Gülen birinci ve Orhan Pamuk dördüncü oldu.

Dergi, sonuçların açıklanmasının ardından "listeye eklenen aydınlar, fikirlerinin etkisi nedeniyle seçildiler" yorumunda bulunmuş. Fethullah Gülen ve Orhan Pamuk'un ilk beş içinde yer alması gerçekten gururumu okşadı.

İlk 20 isim şöyle;

1.Fethullah Gülen Dini lider, Türkiye
2.Muhammad Yunus İktisatçı, Bangladeş
3.Yusuf Kardavî İslam alimi, Mısır
4.Orhan Pamuk Yazar, Türkiye
5.Aıtzaz Ahsan Siyasetçi, Pakistan
6.Amr Halid Televanjelist, Mısır
7.Abdülkerim Suruş Teorisyen, İran
8.Tarık Ramadan İslam alimi, İsviçre
9.Mahmud Mamdani Antropolog, Uganda
10.Şirin Ebadi Nobel Barış ödülü sahibi aktivist, İran
11.Noam Chomsky Aydın, ABD
12.Al Gore Nobel Barış ödüllü eski ABD Bşk. Yard.
13.Bernard Lewıs Tarihçi, İngiltere
14.Umberto Eco Yazar, İtalya
15.Ayaan Hırsî Ali Aktivist, siyasetçi, Somali/Hollanda
16.Amartya Sen İktisatçı, Hindistan
17.Fareed Zakarıa Gazeteci-yazar, ABD
18.Garry Kasparov Dünya satranç şampiyonu, Rusya
19.Richard Dawkıns Yazar, İngiltere
20.Mario Vargas Llosa Yazar, Peru

Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. #

Kısa bir ara...


Ve gidiyorum...
1 Ağustosta başlayan askerlik (asker öğretmenlik) maceram burada sonlanıyor. Güzel bir seneydi. Kavuşmalar ve ayrılıklarla dolu. Yeni arkadaşlar edindim.

Hasan'ı tanıdım. Türkiye'ye ikinci bir Cem Yılmaz gelecek olsaydı o da bizim Hasan olurdu. Gerçi espirileri çok iğrençti ama sevimliydi kerata. Paylaşmayı bilen biriydi.

Halis'i tanıdım. Çok iyi bir arkadaş, çok iyi bir dost. Parada pulda gözü olmayan, kanka diyebileceğim arkadaşım.

Diğer arkadaşlardan pek bahsetmiyeceğim. Çünkü en iyi arkadaşlarım bunlardı. Gece sabahlara kadar oturur, sabah namazını kılar yatardık. İmamımız Hasan olurdu. Müezzin de bazen ben bazen de Halis. Canımız sıkıldığında birbirimizi teselli ederdik. "Boşver be!.." derdik. "Sonunda ölüm yok ya..."

İkisini de yolladım memleketlerine ve sıra geldi bana. Kim beni yollayacak? Kim kardeşçe sarılıp "Hakkını helal et kardeşim..." diyecek. Üzüldüğüm anlarda kim "Boşver be! Sonunda ölüm yok ya..." diyecek? Hiç kimse...

İnternetten tanıştığım arkadaşlarım, kardeşlerim sizlerle de bir müddet ayrı kalacağım. Hakkınızı helal edin. Yine yazmaya devam edeceğim. Ama şimdilik (tv sunucularının dediği gibi);

"Kısa bir ara..."

Blogspot blogunuza Google Arama Kutusu ekleyin

Arama kutusu büyümekte olan hemen her blog için gerekli bir araç. Bu araç bazı blogspot şablonlarında hazır olarak geliyor. Bazı çok güzel blogspot şablonlarında da malesef yok.

Peki bu aracı blogumuza nasıl ekleyeceğiz?


1.Şu adrese tıklıyoruz #

2.Normal giriş yapıyoruz. Karşımıza şöyle bir ekran gelecek.



3.Bu ekranda "Yerleşim" seçeneğine tıklıyoruz.

4.Açılan pencereden "Gadget Ekle" yazısına tıklıyoruz.


5."Arama Kutusu" seçeneğine tıklayarak blogumuza arama kutumuzu ekleyip çıkıyoruz.

Ortalığı biraz karıştırdım

Gördüğünüz gibi blogumun temasını değiştirdim. Akşama kadar uğraştırdı beni kerata. Diğer temam belkide daha güzeldi ama bir kaç eklenti ekleyeyim derken tabiri caizse bozdum. Düzelteyim dedim baya uğraştırdı. Benim de kafam bozuldu kökten temayı değiştirdim. Bu tema da fena değil (yoksa fena mı?:)

Blog listem silindi (yanlışlıkla). Müsait bir zamanda yeniden oluşturacağım.

Neyse, yarın dönem sonu toplantım var. Takım elbisemi ütülemem lazım. Belgeler de eksik. Ana! daha yemek de yemedim. Blog temam gibi kendimi de değiştirmem lazım galiba :)

Asla Vazgeçmeyin.....de...

"Asla vazgeçmeyin!" denir teselli etmek için ümidini yitirmiş insanlara.

Keşke "Asla vazgeçmeyin!" yerine "Hayırlısını iste..." diyebilsek.

Neden mi?

İşte size Hıncal'ın yeri'nden (Sabah gazetesi) okuduğum eski bir yazı.

Yazıda Abraham Lincoln'un azminden ve vazgeçmeyişinden bahsediliyor. ("Son"a dikkat edin);

31 yaşında işini kaybetti.

32 yaşında bir hukuk kavgasını kaybetti.

34 yaşında işini tekrar batırdı.

35 yaşına geldiğinde çocukluk aşkı öldü.

36 yaşında sinir krizi geçirdi.

38 yaşında eyalet seçimini kaybetti.

43, 46, 48 yaşlarında kongre seçimlerini kaybetti.

55 yaşında eyalet senatörü olamadı.

58 yaşında gene senatör olamadı.

60 yaşında ABD Başkanlığı’na seçildi.

Onun ismi, Abraham Lincoln ’dü..Asla vazgeçmedi...

Asla vazgeçmeyin, kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir..

***

İki yıldır internette dolaşıyor bu satırlar. Kaç köşede çıktı, sayısını unuttum..
Peki ben niye köşeme aldım..
Hepsinde “Son” eksikti..

62 yaşında vuruldu, öldürüldü..

ABD Başkanı olduğu için..
Keşke vazgeçse miydi?.

Bilgisayarınıza kayıtlı MSN şifrelerini silin

Bir önceki yazımda bilgisayarınıza kayıtlı msn şifrelerini nasıl bulacağınıza değindim. Bu elbette etik değil. Ancak amacım sadece bilgilendirmek. Bu yazımda olurda başka birinin bilgisayarında msn vb. yerlere giriş yapmak zorunda kalırsanız almanız gereken önlemlere kısaca değineceğim.

Başka birinin bilgisayarında Msn, Hotmail, Group Mail Free, Yahoo! Mail, Gmail vb. yerlere giriş yapmak zorunda kalırsanız tavsiyem "beni anımsa", "parolamı anımsa" gibi seçeneklerin işaretli olup olmadığına dikkat edin. Eğer işaretliyse işaretleri kaldırıp ondan sonra giriş düğmesine basın.

Farzedelim dalgınlığınıza geldi veya bu seçeneklerin giriş yaptığınız anda işaretli olup olmadığını farketmediniz. Bu durumda işi garantiye almak ve her ihtimale karşı kayıtlı tüm msn vb. şifreleri silmek için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz.

1.İnternet Explorer'i açın.
2."Araçlar"-"İnternet Seçenekleri" menüsüne tıklayın.
3.Açılan pencerede "İçerik" sekmesine gelin.
4.Gelen pencere içerisinden "Otomatik Tamamla" butonunu tıklayın.
5.Açılan penceredeki seçeneklerin yanında bulunan onay işaretlerini kaldırın.
6."Formları Sil" ve "Parolaları Sil" butonuna tıklayın ve silme işlemi için izin verin.

Eğer İnternet Explorer 7 ve üzerini kullanıyorsanız yine "Araçlar"-"İnternet Seçenekleri" menüsüne tıklayın. Genel sekmesinden "Sil..." düğmesine ve ardından "Tümünü sil..." düğmesine tıklayın.

Bu işlemlerin sonunda ardınızda iz bırakmadan kafanız ve gönlünüz rahat bir şekilde bilgisayarın başından ayrılabilirsiniz.

Bilgisayarınıza kayıtlı MSN şifrelerini bulun

Bir çoğumuzun hayalidir başka birinin msn şifresini bulmak!

Anlatacağım yöntemle bilgisayarınıza kayıtlı msn şifrelerini ve aynı zamanda;


Outlook Express
Microsoft Outlook 2000 (Sadece POP3 ve SMTP)
Microsoft Outlook 2002/2003/2007 (POP3, IMAP, HTTP ve SMTP)
Windows Mail
IncrediMail
Eudora
Netscape 6.x/7.x
Mozilla Thunderbird
Group Mail Free
Yahoo! Mail
Gmail

şifrelerini de bulabileceksiniz. Tek şart var oda sizden önce bilgisayarınızı başka birinin kullanmış olması ve kullanıcı adını ve şifresini girdikten sonra "Beni anımsa" ve "Parolamı anımsa" seçeneklerini işaretleyerek yukarıdaki programlardan birine (örneğin msn) giriş yapması.
Böyle bişey yapmak yasal değil elbette. Ama napalım merak işte!

1.Parolaları bulmak için kullanacağımız programı nirsoft.net'ten indirelim # (yaklaşık 51 kb. ufacık yani)

2.İndirdiğimiz Rar dosyasını çift tıklatıp açalım

3.Rar dosyasının içindeki mailpv.exe adlı dosyayı klikleyelim. Karşınıza şöyle bi ekran çıkacaktır.
Bu ekranda;

Name-->Kullanıcı adı (pek önemli değil)
Application-->Hangi uygulamanın şifresi olduğu
Email-->Giriş yapılırken kullanılan e-mail adresi
Server-->Giriş yapılan bilgisayarın IP numarası (buda pek gerekli değil)
Type-->Server tipi
User-->Kullanıcı (name ile aynı şey) veeee
Password-->Şifre'yi ifade ediyor.

Bizim aradığımız eğer msn şifresiyse Email ve Password işimizi görücektir.

Eğer isterseniz CTRL+A komutu ile listedeki tüm öğeleri seçerek, File-Save Selected Items yolu ile tüm listeyi kaydedebilirsiniz.

Darbe

Ülkemizde sık sık gündeme gelen "Darbe" kelimesi gerçekte ne anlam ifade ediyor?

Getirisi nedir? Götürüsü nedir?

Bu yazıyı yazma fikri Taraf gazetesinin "Yakında darbe olacak" # başlıklı haberini okuduğumda oluştu.

Şu ana kadar darbe denince bende oluşan kanı ordunun hükümeti devirmesi oluyordu. Bu bir bakıma doğru ancak tam tamına doğru değil. Şöyleki;

İki çeşit darbe var. Biri "Askeri darbe" diğeri "Hükümet darbesi". Şimdi bunları wikipedia'nın da yardımıyla açıklayayım.

1. Askeri Darbe

Devletin askeri kurumlarına mensup kişi veya kişilerin ani olarak anayasal olmayan yollarla hükümeti devirme ve iktidarı ele geçirme amacıyla yaptıkları harekettir. Sistemi kökten bir değişime tabi tutmadığı gibi geniş halk kitleleri tarafından da gerçekleştirilmez, bu yönüyle de devrimden ayrılır.

Askeri darbeler 20. yüzyılda yaygın biçimde özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlendi: Latin Amerika'da (Arjantin, Şili), Asya'da (Birmanya), Afrika'da ve Avrupa'da (Yunanistan, Türkiye)...

Hükümetlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözmekte başarısız oldukları iddiası, cuntacılar tarafından askeri darbelerin başlıca sebebi olarak gösterilmektedir.

Askeri darbeler aynı zamanda güçlü devletlerin zayıf devletler üzerindeki emellerini gerçekleştirebilmeleri için tercih edilen bir yol olarak da karşımıza çıkar. Örneğin CIA'in Şili darbesine destek vermesi gibi. Ayrıca, NATO'nun askeri kanadından 1974'te çıkan Yunanistan'ın, karşılığında Türkiye'ye hiçbir taviz verilmeden 1981'de veto edilmeden tekrar NATO'ya kabulü de ancak 12 Eylül 1980 darbesinden sonra mümkün olabilmiştir.

Türkiye'de Darbe Olgusu;

Türkiye çok partili hayata geçiş yaptığı dönemden sonra demokratik hayatı neredeyse her on yılda bir askeri müdahalelerle kesintiye uğradı. İlki 27 Mayıs 1960'da olmak üzere; 12 Mart 1971'de (muhtıra), 12 Eylül 1980'de, 28 Şubat 1997'de (postmodern darbe) arka arkaya askeri müdahalelere tanık oldu. Ayrıca 27 Nisan 2007'deki Cumhurbaşkanlığı krizi sonrası yayınlanan 27 Nisan tarihli Genelkurmay Başkanlığı Bildirisi de bazı kaynaklarca muhtıra olarak değerlendirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki askeri darbeler;

Darbeler: 27 Mayıs Darbesi, 12 Eylül Darbesi
Darbe girişimleri: 22 Şubat 1962 ayaklanması, 20 Mayıs 1963 ayaklanması, 20 Mayıs 1969 darbe teşebbüsü, 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü
Muhtıralar: 12 Mart 1971 Muhtırası - 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması
Diğerleri: 28 Şubat süreci

2. Hükümet darbesi

Hükümet darbesi devletin emrindeki resmi kuvvetlerden herhangi birisinin mevcut hükümeti devirmesi ve iktidara el koymasıdır. Genellikle kan dökülmeden yapılır ancak kanlı biçimde son bulan örnekleri de vardır. Geniş halk kitlelerinin desteği olmadan yapılması ve köklü bir değişim hareketi olmaması sebebiyle devrimden ayrılır.

Teknik olarak darbeciler genellikle ordunun yapacakları eyleme karşı tarafsız kalmasını fırsat bilerek iktidarı ele geçirir, lideri devirir, hükümet daireleri üzerinde bir otorite kurarlar (radyoların ve televizyonların v.b. iletişim kanallarının işgal edilmesi gibi), temel altyapı tesislerini (elektrik santralleri gibi) ele geçirirler.

Darbeyle İşbaşına Gelen Liderler;

Cemal Gürsel, Türkiye (1960)
Georgios Papadopulos, Yunanistan (1967)
Saddam Hüseyin, Irak (1968)
Muammer Kaddafi, Libya (1969)
General Pinochet, Şili (1973)
Ziya ül Hak, Pakistan (1977)
Kenan Evren, Türkiye (1980)
Pervez Müşerref, Pakistan (1999)

Sonuç olarak darbeler, bugüne kadar gerçekleştirildiği hiçbir ülkeye getiri sağlamamış aksine o ülkeyi yıllarca geriye sürüklemiştir. Bunun en bariz örneği ülkemizdir. Şu sıralar bazı kesimler her ne kadar darbe çığırtkanlığı yapsalar da umut ediyorum ki Türkiye'de darbe olmayacaktır. Olmaması için de toplumun her kesimi sağduyulu hareket etmelidir.

Demokrasi ile yönetilen bir ülkede en büyük koz seçim olmalıdır. Yani bir hükümet devrilecek ise bu seçim yoluyla yapılmalıdır. Çünkü olası bir darbenin bedelini de yine halk ödeyecektir.

Favicon Meselesi

Favicon, blogunuzun veya web sitenizin adres kısmının başında bulunan minik logoya verilen isimdir. Bu logoyu siz de istediğiniz herhangi bir resimden yapabiliyorsunuz. Örneğin ben kendi profil resmimi kullanarak faviconumu oluşturdum. Bu konuda makalesinden faydalandığım notsayfam'a # teşekürü bir borç bilirim.


Favicon, sayfa favorilere (sık kullanılanlara) eklendiği zaman bulunmasını kolaylaştırıyor.(Favicon, favori icon kelimelerinin kısaltması olmasın!:) Neyse, sözü fazla uzatıp canınızı sıkmayayım. Madde madde neler yapacağız anlatayım (korkmayın basit:);

1.Şuradaki # adrese tıklıyoruz.


2.Açılan sayfadan "Gözat" düğmesine tıklayarak favicon yapmak için kullanacağımız resmi bilgisayarımızdan bulup seçiyoruz ve "Aç" düğmesine basıyoruz. (Sanki karşında cahil var, bu kadar detaylı anlatma! diyerek kızabilirsiniz. Pardon, insan öğretmen olunca herkese öğrenci muamelesi yapıyor :)

3.Bu aşamada faviconumuzu oluşturacağız. Bunun için "Create Icon" düğmesine basıyoruz.

4.Faviconumuz oluştuktan sonra bilgisayarımıza indirmek için sayfanın hemen altında beliren "Download Favicon" düğmesine basıyoruz.

5.Faviconumuzu kullanmak için 4. aşamada bilgisayarımıza indirdiğimiz iconu internette bir alana yüklememiz gerekiyor (korkmayın, googlepages imdadımıza yetişiyor:). Google Pages size yaklaşık 100 MB alan veriyor. Bu alana 100 MB sınırına kadar istediğiniz her şeyi yükleyebiliyorsunuz. Şimdi şuraya # tıklayarak googlepages'e ulaşıyoruz. Gmail kullananlar normal kullanıcı adı ve şifresiyle girebilirler. Kullanmayanlar da buradan # gmail'e abone olabilirler.

6.Eveeeet. Googlepages'e girişimizi # yaptıktan sonra sıra geldi bilgisayarımıza indirdiğimiz iconu buraya yüklemeye. Iconu yüklemek için aşağıda görülen resimdeki "upload" yazısına tıklıyoruz.

7."Gözat" düğmesi belirecektir. Bu düğmeye tıklayarak bilgisayarımızdan 4. adımda oluşturduğumuz iconu buluyoruz ve "Aç" düğmesine tıklıyoruz. Iconumuz googlepages'e yüklendi. (Nihayet :)
8.Aşağıdaki listeden yüklediğimiz .ico uzantılı dosyamızı bulup tıklıyoruz.
9.Tıkladıktan sonra karşımıza bir sayfa açılacaktır, sayfada yüklediğimiz favicon'umuzun olması lazım. Resimdeki gibi favicon'umuzun url'sini kopyalıyoruz.
10.Kopyaladığımız url'yi aşağıda verilen kodun ''favicon urlsini buraya yapıştırın'' yazan bölümlerine yapıştırıyoruz.

<-link rel="shortcut icon" href="favicon urlsini buraya yapıştırın" /->
<-link rel="icon" href="favicon urlsini buraya yapıştırın" type="image/gif" /->

Not (Çok önemli): Koddaki "-" tre'leri blogunuza eklerken silmeyi unutmayın. Yoksa çalışmaz!

11.Ve son aşamaya geldik. Yukarıdaki kodu şablonunuzda Yerleşim-HTML'yi Düzenle bölümünü açarak ''head'' tagından hemen sonra yerleştirin, kaydedip çıkın.

Oh be! Ne uzun işmiş. Alnımın damarı çatladı valla! demeyin. Profesyonel görünümlü bir blogumuz oldu :)

Mona Roza (Muazzez Akkaya) kimdir?

Mona Roza şiirini # çoğumuz biliriz. Hani Sezai Karakoç # bir kızı sever de kız aşkına karşılık vermez. Bunun üzerine Sezai Karakoç, Mona Roza adlı meşhur şiirini yazar.

Şiir akrostiş # bir yapıda yazılmış. Yani şiirin her kıtasının ilk mısrasının ilk harflerini sırayla okuyunca ortaya "Muazzez Akkayam" yazısı çıkıyor. Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç'un sevdiği fakat aşkına karşılık alamadığı kızın adı.

Hikayeye göre Muazzez Akkaya aşkına karşılık vermediği Sezai Bey'in bu şiirini duyduktan sonra intihar eder. Şiiri meşhur yapan da bu hikayedir.

Hikaye şöyle;

Sezai Karakoç bir kıza aşık olur, ama bunu ne o kıza ne de başka birine anlatabilir. Kız bir şeylerin farkındadır ama emin değildir. En yakın arkadaşı, Sezai Karakoç'un şiire olan merakını biliyordur ve bir davete katılması için ısrar eder. O da kıramaz ve katılır. Programı sunan da o arkadaşıdır. Gecenin sonuna doğru söze başlayan arkadaşı, aralarında da güzel şiirler yazan birinin olduğunu söyler ve Sezai Karakoç'u sahneye davet eder. Sıkıla sıkıla çıkar karakoç ve Mona Roza'yı okumaya başlar. Kız da ordadır ve nişanlanmıştır. Emindir artık emin olamadıklarından. Bakışırlar bir süre, sonra Karakoç daha fazla dayanamaz ve koşarak sahneyi terkeder. Kız arkasından koşar hemen. Yetişir Karakoç'a. Parmağındaki yüzüğü göstererek der ki; "bir tek sözüne bakar, çıkarıp atarım". Sezai Karakoç da "artık senin aşkın benimkine yetişemez" der. Bunun üzerine o gece kız intihar eder.

Hikayenin bir efsane olduğunu savunanlar da var, Muazzez Akkaya'nın intihar etmeyip yaşamını sürdürdüğünü savunanlar da. Hangi rivayet doğru bunu açıkcası ben de bilmiyorum.

Merak edip büyük bilge Google'ye sordum ve Muazzez Akkaya'nın kim olduğunu buldum.

İşte Muazzez Akkaya (kaynak göstermeme gerek yok sanırım, fotoğrafın üzerinde kaynak yazıyor) ;


Orta okul mezunu memurlardan Hamid Akkaya ile Fitnat Hanım’ın kızıdır. 1930’da Geyve’de doğdu. 1949’da Kandilli Kız Lisesi’ni “Pekiyi” derecede bitirdi. S.B.F.’nden mezuniyetini müteakıb, Maliye Bakanlığı stajyer Memurluğuna tayin edilerek Devlet hizmetine girdi. Nisan 1955’te Karayolları Genel Müdirliği, Ağustos 1955’te tekrar Maliye Bakanlığı, Mart 1957’de Devlet Su İşleri Gn. Müdirliği Teşkilatlarında Memurluklara girdi. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesi’nde fark sınavı verip sertifika aldığından, Ocak 1960’da Maliye Bakanlığı Hazine Avukat stajyerliğine, sonra Avukatlığına getirildi. Eylül 1964’de Eşi Orhan Giray’ın Tel-Aviv Mali Müşavirliğine nakli üzerine memuriyetten ayrılıp Tel-Aviv’e gitdi. 1967’de yine eşiyle birlikte Yurd’a dönüp avukatlığa başladı. Halen (Mart 1970) Ankara Barosu’na kayıldı avukatlık yapmaktadır. 7 Kasım 1958 Cuma günü S.B.O. 1944 yılı (2602 Sıra Numaralı) mezunlarından Orhan Giray ile evlendi; 9.6.1959 doğumlu Ayşegül Giray, 24.3.1961 doğumlu Ela Meral Giray adlarında 2 kızı ile 4.4.1967 doğumlu İhsan adında 1 oğlu vardır (1970). İngilizce bilmektedir.

Mona Roza, benim en sevdiğim şiirlerden birisi. Hatta en sevdiğim şiir diyebilirim. Şiirin çekiciliği, hikayeyi duyduktan sonra benim için daha da artmıştı. Muazzez Akkaya'yı merak eder olmuştum ki Google sağolsun imdadıma yetişti. (Teşekürler Google :)

Benim gibi meraklı melahat olanlar varsa Sezai Karakoç, Muazzez Akkaya ve Mona Roza üçlemesi hakkında daha ayrıntılı ve gerçekci bilgilere buradan # ve buradan # ulaşabilirler.

Dipnot: Şiirin Sacid Onan tarafından seslendirilen ve her izlememde beni çok etkileyen videosuna da buradan # ulaşabilirsiniz.

Mavi Bisiklet

Başlığa bakıp hemen bir anlam veremeyebilirsiniz.

Harun # kardeşim kanserde erken tanı için benim de yola çıkmamı istemiş :)

Peki nedir Mavi Bisiklet?
Madde madde yazayım;
  • Mavi Bisiklet ilk kez 2006 yılında kanser hastalığında erken tanının önemini vurgulamak için başlatılmış bir kampanya
  • T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanlığı’nın desteği ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun işbirlği ile gerçekleştiriliyor
  • Projede elde edilen gelir güzergâhda bulunan illerin valiliklerine teslim ediliyor

Bugüne kadar her katılımcı adına Roche tarafından fona aktarılan kaynaklar, 15 şehrin İl Özel İdareleri’ne teslim edilmiş. Özel bir kararla mamografi ünitesi bulunmayan Bilecik ili Devlet Hastanesi’ne “Mamografi Ünitesi” kazandırılmış.

Organizasyonu daha geniş çevrelere duyurmak için bir mim dalgası # başlatılmış. Ben de mim'i arkadaşım Halis'e #, hemşerim Blog Shekeri'ne #, hikayeleriyle beni güldüren Hülya'ya # ve kardeşim Şev Lal'e # paslıyorum. Bakalım hangileri pasımı karşılayacak :)

Mavi Bisiklet'in bu seneki yol ve etkinlik takvimi aşağıdaki resimde özetle yer alıyor.


Kampanya ile ilgili ayrıntılı bilgi için mavibisiklet.com # adresine göz gezdirebilirsiniz.

Altın Oran

Da Vinci'nin bile resimlerinde kullandığı Altın Oran kavramını az çok duymuşunuzdur. Bana göre bir mucize olan Altın oran matematikte, sanatta hatta teknolojide dahi # kullanılıyor. Peki nedir Altın Oran?

Altın oran, doğada sayısız canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan özel bir orandır. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklulularında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon'a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. Altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan "en estetik" oranı olarak tanımlayanlar da vardır.

Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. Göze çok hoş gelen bir orandır.

Bir doğru parçasının (AB) Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB)oranına eşit olsun.




Altın Oran; CB / AC = AB / CB = 1.618; bu oranın değeri her ölçü için 1.618 dir.

Altın Oran, pi (π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1.618033988749894... dür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak). Bu oranın kısaca gösterimi;
olur.

Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, PHI yani Φ 'dir.

Altın Oran'ın nerelerde kullanıldığına dair ayrıntılı bilgi için wikipedia'daki yazıya # göz gezdirmenizi mutlaka tavsiye ederim.

Sözün özü;

"Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır." (Talak Suresi, 3)

6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları üzerine

Bu sene 6. sı düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarını ilgiyle izledim. Olimpiyat saat 18:00'da başladı ve 21:00'da bitti. İzlenimlerimi madde madde aktarayım:
  • Olimpiyatlara 110 ülke katıldı.
  • Başbakan Erdoğan gelemedi ama büyük ekrandan organizasyonu düzenleyenlere teşekürlerini iletti.
  • Finale kalan 19 ülke birincisi kıyasıya ama kardeşçe yarıştı.
  • Yarışmada Endonezya Mehter Takımı davulcusunun bıyıkları yere düşünce salonu dolduranlar ve ben gülmekten kırıldım. Çok şirindi :)
  • 1. Azerbaycan (Hatice Alizade), 2. Türkmenistan (Abadan Halmedova) ve 3. Tacikistan (Suman Kurbanova) oldu.
  • En çok beğendiğim parça, (2. olmasına rağmen) Türkmenistan'ın Selda Bağcan'ı diyebileceğim Abadan Halmedova'nın seslendirdiği "Dön Gel Bir Tanem" parçasıydı.
  • İlk 3'ü sahneye davet edilen Hakan Şükür ilan etti.
  • Son olarak 1. olan Azerbaycan'dan Hatice Alizade adlı öğrencinin seslendirdiği "Ben seni sevdiğimi" adlı parça tekrar seslendirildi.

Türkiye'yi ve Türkçemizi tanıtmak açısından çok faydalı bir etkinlik olduğu kanısındayım. Belkide zaman gelecek bir BM Konseyi veya ülkelerin devlet başkanları yürekleri sevgi ve kardeşilik duygularıyla dolu, Türkçe ve Türkiye sevdalısı bu öğrencilerden oluşacaktır. İşte o zaman dünyada gerçek anlamda savaşlar bitecek, akan kan duracaktır.

blogger guzel kadin erdal damacana kurumsal blog blog indir künye robot blogger tema
 
© Miray Abravcı Türkçe Günlük Sayfaları
Livetr | Hakkında | Blogger Version